HER ANIN IŞIĞI

Bildiklerimiz ve bilmediklerimiz arasında kalan boşluktur yaşam ve bu yolculukta nereden nereye vardığımız, ne kadar yol aldığımız ve ne kadar bunun ötesine geçebilip orada kaldığımız kaldığımız, işte tüm hikaye budur aslında!

Öğrenmek nedir? Öğrenmek ayrılıktır, bizden öte bir biz olduğunu fark edip onu tanımaya çalışmaktır. Bize öğretilenler sorgulamaya açıktır. Hatta  çok kez amaç aslında sorgulayabilmek ve böylelikle bu bilgi havuzuna kendi yüreğimizden bir şeyler katabilmektir. Doğru ya da yanlışın ötesinde kendimizin durmakta olduğunu fark edebilmektir.

Kendimizi bulmaktır tüm yolculuğun adı ve bu hatırlamaktan geçecektir. Hatırlayabilmek için hak ettiğimiz güveni var edebilmek gerekir. Şüphe duymamak gerekir ki yüreğimizden dökülenlerden, onun sesini duymak mümkün olabilsin.

Bize birçok şey söylenir ve bunlar doğru ya da yanlış tanımlarıyla renklendirilir. Herkesin doğru ve yanlışlarıyla varoluş sırrına kendi yolunun ışığınca erişir. Savaşlar olur yaşamda, barışlar olur. Bazen savaşlar nice zamanları içine doldurur. Kaybetmekten korkulur. Derken, kaybettiğimiz gün gerçek olanın ışığı bizimle olur. Kazandığımızı sandığımızda içimizde koca bir boşluk olur.

Yaşam bir yoldur, bu kesin ve bu yolda tek bir kelama sığacak hiçbir şey yoktur. Her şey her şeyin içinden gülümser durur. Alice’i harikalar diyarında takip eden o kediyi hatırlıyor musunuz? Hep öyle bir takip vardır ve bizim bulmaya çalıştığımız telaşlı bir beyaz tavşan; halbuki hepsi oyundur. İnsan tüm hikayelerde kendini ve kendine dair olan gizemin ardındaki gerçekliği arar durur ve aslında öyle basittir ki yaşam, yaşam akan suya bırakmak kendini, orada olmak, okumak ve anlamak ve o anı fark ettiğimizde ‘’ Buradayım! ‘’ diyebilmektir.

Her karanlık ışığın koruyucusudur; bununla birlikte karanlığın kabuklarının kırılıp o ışığın açığa çıkarılması gerekir. Elmas işlendiğinde pırlanta olabilir; değilse o değerde değildir; bununla birlikte o değere ulaşabilecek bir potansiyeldir. Kendimizi okuyabilmek ve dahası bu okuduklarımızı anlayabilmek önemlidir. Anın ışığı tam da o zaman kendini gösterir. Şimdi sihirlidir ve şimdinin sihrinde olan, yüreğindeki sihri yaşama ışık olup dökebilir.

Bilgiye meydan okumak, yüreğindeki ışığı açığa çıkarabilmek demektir. Yaşama bakın, kahraman kendi hikayesini yazabilmek adına her şeye rağmen inandığı yolun ışığını yakabilendir ve kendi ışığını yakan değildir sadece kahraman, kahraman yaşamın ışığını yakandır ve bu çok değerlidir.

Kahramanı mıyız yaşamamızın? Işığını yakabilmiş miyiz yüreğimizin? Görebiliyor muyuz önümüzü? Duyabiliyor muyuz yaşamın sesini? Bu bizi yüreğimizin akıp götürebildiği mi? Akıyor muyuz ona? O akıyor mu bize? Buluşabiliyor muyuz kendimiz kokan sesimizle? Yolu açabiliyor muyuz? Aynada gözlerimizin içine baktığımızda, hatırlayıp gülümseyebiliyor muyuz?

Hatırlayabiliyor muyuz? Hatırlamak için yola çıkabiliyor muyuz? En son ne zaman herkes yapamazsın derken siz yapmayı seçtiniz yüreğinizin ışığıyla ve orada kendinizi bulabildiniz? Sizi yansıtan şeyin ne olduğunu ne kadar fark edebilirsiniz?

Bizler aslında hep haberleşiriz. Birbirimizi tanırız. Yaşamı tanırız. Derinlerde tüm hikayenin farkındayız; bununla birlikte sesini duyabilmek için bu farkındalığın, kendimize fırsat tanımalıyız. Doğa ile baş başa kalmalıyız. Doğamızla baş başa kalmalıyız. Doğanın ruhu ile ortak olup onunla çalışmalıyız. İnsan olmanın sorumluluğunun kendimizle birlikte başladığının farkında olmalıyız.

Ben yoksam, hikayem yoktur; bir hikayem yoksa, aslında benim için hiçbir şey yoktur. O zaman ne duymak mümkündür ne görmek ne de dokunup onu hissedebilmek; varoluş, hikayemizin satır aralarında gizlidir ve onu okuyabilmek için zaman ilminin ötesindeki şehirleri ziyaret edebilmek gerekir, bu da kendimizden kendimize bir yolculukta olduğumuzu fark edebilmekten geçecektir.

En son ne zaman bir şarkıyı dinlerken çok derinlere indiniz? En son kime sarılırken onun kokusunda Tanrının sesini duyabildiniz? En son ne zaman sorgusuzca göz göze geldiğiniz birine gülümseyebildiniz? En son kime onu sevdiğinizi hatırlattınız ve böylelikle hatırladınız? En son kime bakarken içiniz titredi? En son ne zaman bir hayvanın tüylerine dokunurken onun sevgi ihtiyacında yüreğinizin ihtiyacını hissettiniz? En son ne zaman hatırladınız bastırdığınız duygularınızın varlığını? En son ne zaman sizin de paylaşmaya ihtiyaç duyduğunuzun farkına vardınız?

Biz insanız, insan olmak bütün olmaktır ve her yerde, her şeyde olduğunun farkına varmaktır. Bir ağacın gövdesinde olduğumuz kadar bir kedinin gözlerindeyizdir. Küçük bir çocuğun meraklı bakışları kadar bir annenin çocuğunu gözden kaçırmamaya çalışan kaygılı bakışlarındayızdır. Bir adamın uzaklara dalışında ve bir kadının şuh kahkahasındayızdır.

Her yerde ve her şeyde varız ve hepsinde kendimize dair bir kapıyı aralamaktayız. Onu bulduğumuzda kendimizle barışırız ve bu Tanrı ile barışmaktır ve o olmaktır. Peki, biz bunun ne kadar farkındayız? Şimdilik! Yol almaktayız, anın içinde anın ışığını yakarak, uyandığımızda, işte bu ve der ki ‘’ Şimdi uyananın sesinde ışık duyulurdu. ‘’, amin, aha şimdi!

Ol Hüseyin Akdağ

Bu Yazıyı Paylaş