BUGÜN KENDİN İÇİN BİR ŞEY YAP!

Kendim için bir şey yapmak nedir? Ben kimim? Kendim hakkında ne biliyorum? Bu bildiklerimin ne kadarını yaşamımda bilinçli olarak kullanabiliyorum? Ne beni mutlu ediyor? Neyi aslında tercih etmezdim? Ne zamanlar ‘’hayır’’ demek isterken ağzımdan ‘’evet‘’ çıkıyor?

Gerçekten olmak istediğim yerde miyim? Çevremdeki insanlar bana gerçekten olmak istediğim beni mi yansıtıyor? Acaba onları ne kadar tanıyorum? Haklarında ne kadar şey biliyorum? Bu bidiklerim benim bilinçli farkındalığımın neresinde? Ne kadar değiştirmeye çalışıyorum olan her şeyi ve ne kadar değişmiş olabilirim dünden bugüne geleli?

Değişimin kökeninde beni ürküten bir şeyler var mı? Bir şansım olsa şu an nerede olmak isterdim? Eğer her şey mümkün olsaydı nereden başlamak isterdim? Gerçekten ihtiyaç duyduğum şey aslında neydi? İlişkilerimde ne kadar özgür hissedebiliyordum kendimi? Evim benim için ne kadar huzurluydu? Kendimi ne kadar ifade edebiliyordum? Ne kadar güvende hissediyordum kendimi? Kendimi sevebiliyor muıydum? Kendimi sevmek neydi?

Öğretilenlerle mi büyüyordum ya da öğretilenlere sıkışıp büyüyemiyor muydum; yoksa her gün bir şeyler daha mı öğreniyordum? Öğrendiklerimi ne kadar yaşantıma alabiliyordum? Direndiğim şeyler nelerdi? Nerede tıkanıyordum? Tıkandığımda ne yapıyordum? Ne zamanlar ihtiyaç duyduğum sakinliği bulabiliyordum?

En çok kimi seviyordum? Ne kadar ona benziyordum? Yeni bir şeyler yapmaya ne kadar heves duyuyordum? Sorumluluk almayı seviyor muydum? Peki, bu sorumlulukların ne kadarını yerine getirebiliyordum? Özdisiplinim ne durumdaydı? İradem var mıydı? Ya özdeğerim? Kendi değerimin ne kadar farkındaydım? Özverilerimde ne kadar ben vardım ve ben bu benin ne kadar farkındaydım? Ben var mıydım? Ben var mıydım! Ben var mıydım…

Yaşam bir var olma yolculuğuydu ve burada hatırladıklarımız bizi zamanın ötesinde bir varlığın sırrına taşıyordu. Biliyorduk ki görünenin çok ötesinde, çok daha fazlası yatıyordu ve bizlerin yolculuğu bu kaba maddenin ışığında aslında hep oraya doğru ilerliyordu. Bizden bir şeylerin farkına varmamız isteniyordu. İsteyen bizden öte bir güç değildi; çünkü o sırra girdiğimizde artık her şey bütünleniyordu.

Beni yaratan ben oluyordu ve o ben aslında bütünü yaratıyor ve bütün ben olduğumda aslında bütün kendini yaratıyordu ve ben bütünsem aslında ben kendimi yaratıyordum ve böylelikle yolculuk kendimizden kendimize akıyordu.

Gerçekliklerimizle kurduğumuz esnek ve geçişken bağlantılar burada çok büyük bir anlam taşıyordu.

Şu kesin ki her şey değişebiliyordu. Evren bizden önce ‘’esnek‘’ olmamızı istiyordu. Değişimin özündeki esas gerçekliğin farkında olmamızı istiyordu. Evren aslında çok da kişilerle ilgililenmiyordu; çünkü kişiler bir pencereden bakıldığında yoktu. Herkes sadece birbirini yansıtıyordu.

Evren hikayelerin ardındaki mesajları nasıl bağlantılarla yaşamımızda yorumladığımıza bakarak bize bir yol haritası açıyordu ve bizim bilinçdışı gücümüz bu haritada biz farkında olmadan bize, bilinçli aklımız önüne bazı işaret levhaları dikerek yol aldırıyordu. Bilincimiz bilinçdışımızı her biraz daha kapsadıkça yol açılıyor ve bizim bu haritaya olan farkındalığımız genişliyordu.

Bilinmeyen yaşamda hep bir korku ihtiva ediyordu ve biz korktuğumuz o şeyle dost olmayı öğrendiğimizde artık her şey de bir bir kendini açmaya başlıyordu. Hep her şeyi bilmek aslında bize kendimizi çok da huzurlu hissettirir gibi gelir; halbuki varlığına va farkındalığına hazır olunmayan bilgi ağır yükten başkası değildir.

Bilgi biliş olup dillendiğinde bilinir ki o sadece yoldaki taşlardan biridir ve o taşlar sadece üzerine basıp geçtiğimizdir. Bilgi hep yenilenir. Mühim olan yüreğimizin ışığında biliş halinde kalabilmektir. Biliş halinde olmak, yürek ışığımız rehberliğinde, yeni öğrenmelere kendimizi açabilmektir.

Hikayenin ardındaki mesajı görebilmek ve bilinçli aklımız ile bilinçdışı derinliklerimizi buluşturarak o her şeyi yaratan çarpışmayı gerçekleştirebilmektir. İşte kuantum sıçrama dediğimiz de bundan başkası değildir.

Evren dişi ve eril bir araya geldiğinde bütünlenir ve doğum gerçekleşir. Nedir doğumu meydana getiren? Karanlık ile aydınlığın sevişmesi, bildiklerimizin bilinmezliğe giden yolu açabilmesi ve bu yolun açılımında insanın kendini bulabilmesi, işte doğum burada gerçekleşir ve bu doğum bizim yaşamda doğuşumuzdur, bir kimlik buluşumuz, İNSAN oluşumuzdur, varoluşumuzdur.

Kendimi ne kadar tanıyorum? Kendim ile ilgili ne kadarının farkındayım? Ne kadar öz eleştiri yapabiliyorum? Ne kadar kendimi her şeye rağmen sevebiliyorum?

Ne kadar sevebiliyorum? Sevmek her şeyiyle sevmektir. Daha iyi olmak, sevgiye layık olmak için değil, kendin için daha iyi olduğuna ulaşabilmen, yol alıp öğrenmen, kendindeki kendini keşfedip o derinlikleri yaşamının ışığına indirebilmen içindir. Yoksa sen her halinle sevilirsin.

Tanrının yüreği olan yaşamın içindesin. Her yer ve her şey sevgi aslında ve sen bu sevginin yüreğindesin. Gözlerini açıp şöyle bir doğaya baksan, gökyüzüne baksan göreceksin. Gökyüzü aradığın Tanrının gözleri ve o gözlerdesin ve doğa Tanrının yüreği ve sen o yüreğin içindesin.

Yaşam doğa, doğa yaşam, her şey iç içe ve bütün! İnsan, bunların hepsi ve her şeyde bulabilmek kendini, işte bu kitabı açıp okuyabilmekti. İş, kendinden kendine yürüyebilmek ve bunun için cesaret edebilmekti.

Her cesaret ödüllendirilirdi. Suçladıklarımızın yerini farkına vardıklarımız aldığında, artık düşman addettiklerimiz gerçekten sevilebilirdi. Onlar hep görevliydi ve görevi iyi ve kötünün ötesinde bir hikayenin her şeyi bambaşka bir ışığa taşıyabileceğinin farkına varabilmekti.

Biz severdik taraf olmayı; halbuki insan taraf bile olduğunda, derinlerdeki tarafsızlıktan da kopmamalıydı. Neredeysek, henüz orada olmadığımız da içimizde yaşardı. Savaştığımız da bizden başkası mıydı? Ona olan şefkatimiz özde kendimize akardı. İşte bunu hatırlamak harikaydı.

Yaşamda gerçek savaş süreklilik ve kararlılıktı. Taşı delen damlaların sürekliliğiydi ve o taş bir heykel de olabilirdi ve o heykel belki de yaşamımızın kendisiydi. Bugün iş, damlanın kendisi olabilmek ve bu akışı koruyabilmekteydi. Yolda olduğumuzun farkına varabilmekteydi.

Bugün KENDİN için bir şey yap!

Ol Hüseyin Akdağ

Bu Yazıyı Paylaş
468 ad